Kaygı Bozukluğu


Kaygı Bozukluğu Nedir?

Kaygı, belirsizlik veya tehdit algısı karşısında ortaya çıkan doğal bir duygudur. Ancak kaygının yoğun, sürekli ve kontrol edilmesi güç bir hâle gelmesi; kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini, eğitimini veya iş yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda bir kaygı bozukluğu söz konusu olabilir.

Kaygı bozuklukları yalnızca psikolojik belirtilerle sınırlı değildir. Kalp çarpıntısı, kas gerginliği, terleme, nefes darlığı hissi ve uyku sorunları gibi fiziksel belirtiler de görülebilir.

Kaygı bozukluklarının türü ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Bu nedenle doğru değerlendirme, uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi açısından önemlidir.

Kaygı Bozukluklarının Türleri Nelerdir?

1. Yaygın Kaygı Bozukluğu

Yaygın kaygı bozukluğu, sağlık, aile, iş, okul veya maddi konular gibi günlük yaşamın farklı alanlarında aşırı ve kontrol edilmesi güç endişelerle karakterizedir.

Kişi olumsuz bir durum yaşanmasa bile sürekli kötü bir şey olacağını düşünebilir. Huzursuzluk, kas gerginliği, çabuk yorulma, dikkat güçlüğü ve uyku sorunları görülebilir. Tanısal değerlendirmede belirtilerin genellikle en az altı ay boyunca devam etmesi dikkate alınır.

Tedavi yaklaşımı: Bilişsel davranışçı terapi, endişe döngülerini anlamaya, olumsuz düşünceleri değerlendirmeye ve kaygıyla baş etme becerilerini geliştirmeye yardımcı olabilir. Gerektiğinde psikiyatrik değerlendirme ve ilaç tedavisi de planlanabilir.

2. Panik Bozukluk

Panik bozukluk, tekrarlayan ve beklenmedik panik ataklarla birlikte yeni atakların yaşanacağına ilişkin sürekli kaygı veya ataklara bağlı davranış değişikliklerinin görülmesiyle karakterizedir.

Panik atak sırasında kalp çarpıntısı, terleme, titreme, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, göğüste sıkışma ve kontrolü kaybetme korkusu yaşanabilir. Bu belirtiler kişide yoğun bir tehlike algısı oluşturabilir.

Panik atak yaşamak tek başına panik bozukluk tanısı anlamına gelmez. Fiziksel belirtilerin başka sağlık sorunlarıyla ilişkili olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

Tedavi yaklaşımı: Bilişsel davranışçı terapi, panik belirtilerinin yorumlanmasını ve atak korkusunu ele almayı hedefler. Uygun durumlarda psikiyatrik tedavi de sürece dâhil edilebilir.

3. Sosyal Kaygı Bozukluğu

Sosyal kaygı bozukluğu, kişinin başkaları tarafından değerlendirileceği veya olumsuz karşılanacağı sosyal durumlarda yoğun korku yaşamasıyla karakterizedir.

Topluluk önünde konuşmak, yeni insanlarla tanışmak, toplantılara katılmak veya başkalarının yanında yemek yemek kaygı oluşturabilir. Kişi küçük düşmekten, hata yapmaktan veya olumsuz değerlendirilmekten korktuğu için bu durumlardan kaçınabilir.

Tedavi yaklaşımı: Terapi sürecinde olumsuz değerlendirilme korkusu, kendine yönelik düşünceler ve kaçınma davranışları ele alınır. Bilişsel davranışçı terapi ve uygun durumlarda kademeli maruz bırakma çalışmaları kullanılabilir.

4. Özgül Fobiler

Özgül fobiler, belirli bir nesneye, canlıya veya duruma karşı yoğun ve süreğen korku duyulmasıyla ortaya çıkar.

Yükseklik, kapalı alanlar, uçak yolculuğu, hayvanlar, kan veya iğne gibi uyaranlar korkuya neden olabilir. Kişi korkunun aşırı olduğunu bilse bile bu durumlarla karşılaşmaktan kaçınabilir.

Tedavi yaklaşımı: Bilişsel davranışçı terapi ve uygun biçimde planlanan kademeli maruz bırakma, özgül fobilerin tedavisinde etkili yaklaşımlar arasındadır.

5. Agorafobi

Agorafobi, kişinin kaçmanın zor olabileceğini veya gerektiğinde yardım alamayacağını düşündüğü durumlarda yoğun korku yaşamasıyla ilişkilidir.

Toplu taşıma kullanmak, kalabalık alanlarda bulunmak, açık veya kapalı kamusal alanlarda olmak ya da tek başına dışarı çıkmak kaygı oluşturabilir. Bazı kişiler bu durumlarda yanında güvendiği birinin bulunmasına ihtiyaç duyabilir.

Tedavi yaklaşımı: Terapi sürecinde kaçınma davranışları, güvenlik ihtiyacı ve korkuyla ilişkili düşünceler ele alınır. Kişinin ihtiyaçlarına göre bilişsel davranışçı terapi ve kademeli maruz bırakma uygulanabilir.

6. Ayrılma Kaygısı Bozukluğu

Ayrılma kaygısı bozukluğu, kişinin bağlandığı kişilerden ayrılma konusunda yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden yoğun korku veya endişe duymasıyla karakterizedir. Çocuklarda daha sık görülse de yetişkinlerde de ortaya çıkabilir.

Yakınlarından ayrılma, onların zarar göreceğine ilişkin yoğun endişe, yalnız kalmaktan korkma ve ayrılık nedeniyle uyku veya günlük yaşam güçlükleri yaşama belirtiler arasında bulunabilir.

Tedavi yaklaşımı: Psikolojik destek, ayrılıkla ilişkili korkuların ele alınmasına ve güvenli baş etme becerilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Çocuklarda gerektiğinde aile katılımı da tedavi sürecinin bir parçasıdır.

7. Seçici Konuşmazlık (Selektif Mutizm)

Seçici konuşmazlık, kişinin konuşmasının beklendiği bazı sosyal ortamlarda konuşamaması; buna karşın başka ortamlarda konuşabilmesiyle karakterizedir. Genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkar ve sosyal kaygıyla ilişkili olabilir.

Çocuk okulda veya yabancı kişilerle konuşmakta zorlanırken evde rahatlıkla iletişim kurabilir. Bu durum isteyerek susma veya inatçılık olarak değerlendirilmemelidir.

Tedavi yaklaşımı: Çocuğun ihtiyaçlarına uygun davranışsal ve psikolojik müdahaleler, aile ve okul iş birliğiyle yürütülebilir. Değerlendirmede dil gelişimi ve diğer olası nedenler de dikkate alınır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?

Kaygı günlük yaşamınızı, uyku düzeninizi, ilişkilerinizi veya iş ve okul performansınızı belirgin biçimde etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı değerlendirebilirsiniz.

Kaygıyla ilişkili fiziksel belirtiler ilk kez ortaya çıkıyorsa veya alışılmıştan farklı ve şiddetliyse bunların yalnızca kaygıdan kaynaklandığı varsayılmamalı, gerektiğinde tıbbi değerlendirme alınmalıdır.

Kaygı bozuklukları farklı belirtilerle ortaya çıkabilen ve kişinin yaşam kalitesini etkileyebilen ruh sağlığı sorunlarıdır. Doğru değerlendirme ve kişiye uygun tedavi yaklaşımı, kaygıyla baş etme becerilerinin geliştirilmesine ve günlük yaşamın iyileştirilmesine yardımcı olabilir.


← Terapi Alanları